28 Ocak 2010 Perşembe

Devre Arası Transfer Çılgınlığı

Daha ocak ayındayken bu kadar transfer yapmak kafalarda soru işareti bırakmıyor değil.Bu
kadar kanat oyuncusu varken Giovani'yi almak, yabancı kontenjanını doldurmak hatta aşmak, birilerini göndermeye çalışıp kontenjan açmak son günlerde Galatasaray'da gündemde olan konular.İsterseniz bunların nedenlerinden bahsedelim:


       1-Başkanlık seçimleri:

Adnan Polat seçimlere güçlü girmek için kadroya yıldız isimleri katması ve güçlendirmesi.


       2-Şampiyonlar Ligi:

Takımı lig şampiyonu yapıp, Şampiyonlar Ligi'ne direkt gitmek ve bu uğurda Avrupa kupalarında oynamayan Jo'yu bile almak.


       3-Aslantepe Stadı:

Bitmek bilmeyen sorunlarla bir türlü tamamlanamayan statta, Şampiyonlar Ligi maçları oynamak ve yıldızlarla dolu muhteşem bir kadroyla orada maçları oynamak.


        4-Gelecek Seneler:

Genç oyuncuları alarak hem takımın yaş seviyesini düşürmek, hem de geleceğin takımını oluşturmak

  Bu saydığım sebeplerle bu transferler yapılıyor.Hadi Jo'yu anladık forvet hattı eksikti, Neill'ı da defans arızalı olduğu için aldılar, fakat Giovani'yi sene sonunda almak daha bir mantıklı duruyordu bence.Kanat bolluğunda Caner gibi bir oyuncuda parlamışken nerede oynayacağını hala kestiremedim.Forvet diyorlarsa Giovani'den nasıl bir forvet olur onu da anlamadım.Ama transferde Haldun Üstünel'in de üstün çabasıyla iyi transferler yaptığını söylemek lazım.


  Ama Giovani'ye yabancı kontenjanını açmak için de Kewell'ın gönderilmesi mantıksız geliyor.Onun gibi bir ustatı sakatlandı diye göndermek akıl kârı olmadığını söylemek lazım hem de çok büyük saygısızlık olur.Uefa kadrosunu, oyuncuların kendi razıları olmadan birer birer yollamaları ve vefasız olarak damgalanmaları, Kewell'ı göndermeyerek ya da vefa örneği gösterilerek kapatılabilir.Çünkü Kewell'ı göndermek demek bir anlamda da taraftarın sırtını dönmesi demek.Bu iş yapılacaksa da en iyi şartlarda yapılması lazım, dikkatli olunması lazım.Bakalım yönetim bu sorunu nasıl aşacak...???
     

19 Ocak 2010 Salı

                    ATLETİCO MADRİD||ARTILAR EKSİLER
    
    Atletico Madrid klasik 4-4-2 taktiğini oynayan, kontratağa son derece yatkın (ki pazar günü Sporting maçında da attıkları 3. gol bunun göstergesi), defansı ağır ve hata yapmaya açık bir takım.Bu turda savunma yapanın değil hücum yapanın kazanacağı bir tur olacaktır.

            Geçtiğimiz pazar günü Sporting Gijon maçından yola çıkarak Atletico Madrid'i ve Galatasaray'ın tur şansını değerlendirerek yazıya başlamak istiyorum.

            Kalecileri Sergio Asenjao çok yetenekli ve geleceğin wonderkid oyuncularından.Fakat dediğim gibi gençliğinin vermiş olduğu tecrübesizlikle kritik hatalar yapabiliyor.Bunu tabiki kafamdan uydurmuyorum(!!!).Sporting Gijon maçında kritik bir hata yaptı.Carmelo'ya çok gereksiz şekilde, kontrolsüz olarak çıkarak penaltıyı yaptırdı ve golü adeta S.Gijon'a hediye etti.Ama mükemmel maçlar çıkardığı çok oluyor.Ne yapacağı belli olmayan bir kaleci.Tabi tecrübe kazandıkça bu sorunu da ortadan kalkacaktır.
         
             Defans hattında ise başta Ujfalusi olmak üzere yavaş ve teknik olmayan oyunculardan oluşuyor.Baros oynayabilirse çok etkili olur, oynayamasa da yerine nasıl bir forvet alınması planlandığını bilmediğim için hızlı bir forvet alınması isabet olur.

              Orta sahası Assunçao, Raul Garcia, Simao Sabrosa ve Reyes'ten oluşuyor.Assunçao defansif olarak ön planda iken diğer oyuncular özellikle Simao ve Reyes çok hücumcu, gitti mi gelmeyen cinsten oyuncular.


              Forvet hattı tek kelimeyle mükemmel.En güçlü mevkileride bence forvet.Forlan, Agüero kesinlikle boş alanda bırakılmaması gereken oyuncular.Forlan son vuruşları iyi,hızlı bir santrafor.Agüero ise transferi için 60 milyon £ gibi fiyatların havada uçuştuğu bir oyuncu.Buradan nasıl bir oyuncu olduğunu tanımasanız bile fikir yürütebilirsiniz.Müthiş süratli, geniş alanları seven, dar alanlarda da inanılmaz öldürücü çalımlar atabilen bir yetenek.Son gelen haberlerde de Sporting Gijon maçında sakatlanan Forlan'ın 2 ay gibibir süreyle sahalardan uzaklaşacağı söyleniyor.Oynamazsa Galatasaray adına büyük bir avantaj olur.


        Sonuç olarak iki senedir Benfica, Panathinaikos gibi zorlu deplasmanlardan üç puanla dönmüş olan Galatasaray eğer aynı taktikle oynarsa (ki sanırım öyle olacak) tur şansının yüksek olduğunu görüyorum.Taktik dediğimde kontratak taktiği.Hatırlayın Benfica deplasmanında mükemmel bir savunma, topu kazanıncada hızlı kontrataklarla gol arama taktiğiyle oynamıştık.Defans hattını Neill'le güçlendiren Galatasaray'ın Mustafa Denizli gibi bence şansı %51...

 

10 Ocak 2010 Pazar

23 YIL ARADAN SONRA

  
Trabzonspor'un Denizli Belediye oynadığı maçın skorunu gördükten sonra, Bank Asya 15.'si Orduspor'un da farklı bir skor alacağını sanmıyordum.Maçın başlangıcında kadro kalitesi ortayı çıktı ve Galatasaray oyunda kontrolü sağladı.Arda topu alacakken, Orduspor'dan Erol, tabanıyla Arda'nın dizine vurunca, Bünyamin Gezer tereddütsüz kırmızı kartını çıkardı.Arda dizini çekmese daha kötü bir sakatlık yaşayabilirdi.Dakikalar 10'u gösterdiğinde, Caner'in soldan ortasında Barış'ı geçen topa, arkada Arda bomboş durumda vurarak takımını 1-0 öne geçiriyordu.Sonraki dakikalarda rakip takımın 10 kişi kalışı ve bir kişi eksik oynayışı takımı sanki rehavete soktu.Ardından 10 kişilik Orduspor'un, Ayhan ve Servet'in basit top kayıplarıyla gelen atakları geldi.Son vuruşlar biraz iyi olsa Galatasaray'a büyük sürpriz yapabilirlerdi.Böyle bir takıma bile pozisyon veriliyorsa ileride çok büyük sıkıntılar yaşanabilir, savunmaya bir an önce takviye yapılmalı.İlk yarı böylece bitti.

     İkinci yarıda ilk yarıdan farksız başladı.Orduspor ani kontratağa 6-7 adamıyla çıktı fakat son top tercihinin çok kötü olmasıyla bu sefer kontratak şansı Galatasaray'ın eline geçti.Caner'in uzun bir top sürmesinden sonra topu sağ kanattaki Barış'a aktardı.Barşı'ın ön direğe attığı topa Nonda dokunarak skoru 2-0 'a taşıdı.Skorun 2-0 olmasından sonra Ordu oyundan iyice düştü.Yine Caner sol kanattaki çalımlarıyla sıfıra girdi ve verdiği pasta Arda'nın şutu defanstan döndü, Nonda tamamladı ve skoru tayin etti 3-0.
      
     Bu maç benim Ufuk'u izlemem için  bir fırsat oldu.Şansa bakın ki bu sefer de Ordu bir iki gol çabası dışında Galatasaray kalesinde gözükmedi.Ufuk'un iyi bir kaleci olduğun söyleyebilirim.Uzun zamandır milli takıma kaleci yetiştiremeyen Galatasaray için Ufuk iyi bir tercih.Bir parantezde Caner' açmak istiyorum.Üç golede doğrudan katkısı var.Sol açığa geçince çok etkili oynuyor.Alınırsa Galatasaray adına büyük fayda sağlar.

     Maç içindeki izlenimlerim bunlar.Bu maçta skor 2-0 olunca genç oyuncuların gireceğini düşünüyordum.Denizli Belediye maçında genç oyuncuları görebiliriz umarım...


      


7 Ocak 2010 Perşembe

ANKARAGÜCÜ'NDE GEREMİ TRANSFERİ

     
İngiltere Championship takımlarından Newcastle forması giyen Geremi, Ankaragücü ile 1.5 yıllığına anlaşma sağladı.Darius Vassel transferi ile dikkatleri üzerine çeken Ankaragücü, bir yıldız ismi daha kadrosuna katmayı başardı.Kamerunlu oyuncu bu sene sadece bir lig maçında oynadı.Ahmet Gökçek, Geremi'yi kongreye getirerek adeta şov yaptı.Geremi'nin takımına nasıl bir katkı yaptığını, herkes gibi ben de merak ediyorum.

3 Ocak 2010 Pazar

BAŞARI İÇİN ALTYAPI


     
Milli takımımızda ve futbol takımlarımızda bir altyapı sorunudur gidiyor.Bunu milli takımımızdaki istikrarsızlığa bakarak çok rahat anlayabiliriz.Buradan kastım, turnuvalara katılmadaki istikrarsızlığımız.Bir bakıyorsunuz 2002 Dünya Kupası'na katılıyoruz, bir bakıyorsunuz 2004 ve 2006'daki turnuvalarda yokuz, sonra bakmışızki 2008'deyiz.Neyden bahsetmek istediğimi kısaca anladınız sanırım.Bu istikrarsızlığın sebebi altyapıdan oyuncu çıkartmaktan çok, dışarıdan transfer yaparak başarı sağlamaya çalışmamızdır.Halbuki başarı kendi yetiştirdiğimiz, altyapıdan çıkan oyuncularla elde ediliyor.Bunu yerine getirmeye çalışan takımımız yok mudur, tabiki vardır.Öncelikle Galatasaray az da olsa Bursaspor, Kayserispor, Trabzonspor ve adını sayamadığım ya da aklıma gelmeyen bir kaç takımı da dahil edebiliriz.Galatasaray; Sabri, Uğur, Arda, Aydın,Özgürcan, Bursaspor; Sercan Yıldırım, Volkan Şen, Bekir Ozan Has, Kayserispor; Ali Turan, Abdullah Durak, Trabzonspor; Barış Memiş, Tolga Zengin, Tayfun Cora(kendisi talihsiz bir sakatlık yaşadı, kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz) gibi isimler var.Çokta başarılılar.

      
         Şu örnekle sanırım ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız:
    Almanya Milli Takımı, bir ara çöküş dönemi yaşadı.Eski, başarılı günlerine dönmek için yeniden yapılanmaya gittiler.Bu yönde en büyük yatırımı da altyapılara yaptılar.Büyük paralar harcadılar belki ama sonunda meyvesini aldılar.Almanya kaç senedir tam bir turnuva takımı olarak lanse ediliyor ve her turnuvada da yerlerini alıyor ve başarılı oluyorlar.Şu an Bundesliga'ya baktığımızda altyapı kökenli her takımda minimum 3-4 futbolcu var.Bizde ise altyapıdan hiç bir futbolcusu olmayan takımlarımız bile var.







      İşin birde Trabzonspor yönü var.Trabzonspor'un şampiyonluklar yaşadığı unutulmaz sezonlarında o zaferleri, büyük paralar harcayarak kazanmadılar.Kendi altyapısından yetiştirdiği oyuncularla kazandılar.Ama yine umudum var.Galatasaray öncülüğünde Bursaspor, Kayserispor, Trabzonspor'da atılımlar var, kıpırdanmalar oluyor.Galatasaray, futbol akademisinin başına Jan Derks'i getirerek altyapıya ne kadar önem verdiğini bir kez daha gösterdi.Rijkaard'ın yavaş yavaş A2'den oyunculara süre vererek takıma ısındırması da pozitif bir gelişme.Bunun bütün takımlarımıza örnek olması lazım.Aynı atılımı Fenerbahçe ve Beşiktaş'tan da bekliyoruz.Zira son zamanlarda Fenerbahçe'de Semih dışında altyapıdan çıkmış oyuncu yok.Çıkanlarda ya Antalyaspor'da ya da Gaziantepspor'da.Beşiktaş'ta ise A2 takımı açık ara zirvede, çok yetenekli oyuncuları var, ama kimin umrunda.Sergen Yalçın'da bu umursamazlık yüzünden bıraktığını söylemedi mi!!!



 
   
  Milli takımımıza hangi teknik direktörün gelmesi gerektiği yazılıp çizileceğine, genç takımların nasıl organize edileceği gündeme getirilmeli.Çünkü iş teknik direktör seçmekle olacak iş değil.Bence teknik direktörlük koltuğuna yerli, altyapının başına ise yabancı hoca getirilmeli.Bizim Almanya'dan hiç bir eksiğimiz yok.Hatta fazlamız var.Yaşlı nüfus oranına sahip Almanya'ya karşı bizim genç nüfus oranımızın fazlalığı, en büyük avantajımız.